Şehrin sessiz oluşuna aldırmadan camdan sesimi salmak istiyorum bir kaç nadiren kalmış yaprak saklayan her gövdeye
Şimdi bi kız çocuğuyla saçları örgü uyumuş bir babanın hayaliyle
Ziller saatler çalmadan uyumak ve uyanmak isteyen her canlıya
Üstat gibi durun durun demek istiyorum
Camdan sesimi bırakıp göğe
Şimdi bilmediğim coğrafyalarda bilmediğim minderler üstünde duran kadına
Sesim götürse diyorum
Ses kalsa ruh gitse
Öyle ya nerde kaldı ki
Nerde kayboldu ki
Yeniden ve hiç olmamış kadar cesurca ruhuna ruhumu söyleyip
Boş sokaklarda dans etmek ya hayal
Bir cam kenarı soğuk ya
İşte öyle aksi bir sıcak sesini hayal etmek sesimle
Sevgilim,
Seninle bir akşamüstü var içimde
Sükûnet kokan şehrin, sohbeti bilenlerine has ayrılmış gölgesinde
Orası ki;
Renkli sandalyeleri, çiçek kokan çayı, masadaki aynası
Servis yapan saçları örgülü kız, kasada duran gözleri gülen çocuk
Helal sevda şarabından tatmış iki çılgına eşlik eden Aşk gölgesi
Akşamın seyri son demlerine varınca
Dudağımızda kalan mayhoş Aşk tadıyla
Vira Bismillah diyoruz sokaklara
Gölgeden ayrılırken arkada kalan renklere dostlara selam olsun deyip
Gülüşünden düşen şiirleri eğilip almıyoruz sevgilim
Kaldırımlarda yürümeye hazırlık uzanıyor ellerimiz birbirine
Bileklerimizden uzanan delilikle
Sımsıkı sarılıyor döş kemikleriz
Parmaklarından ruhuma kaynayan şiirler sevdan, varlığın ve Aşkın
Sonsuzlukta vaat ettiğin bu olmalı Ey Rab diyorum yüreğimde
Karşıdan görünen kalabalık ürpertici görünse de
Minareden gelen sese kulak kesilip vücut buluyoruz seninle bu şehirde
Geçerken annesi ile sevişen kedinin semtinden
Durup bekliyoruz
İzlenimine bedel ödemeden, sevgiyi seyir eyleyip daha sıkı sarılıyoruz yüreklerimize şiire Aşka
Ve
Vakit günün son ezanı
Dinleyip iştirak edip durulanıyor ruhlarımız
Koşup yetişiyoruz seyre dalmanın ertesinde son saflarda cennete
Huzura varıp acziyeti bildirirken konuşuyor kalbim
"Bilirim bağlayamaz numarası yaparsın o bağcıkları benim için"
Hoşgör diyorum Rabbim huzurunda iken kalbim verdiğin cennetle
Hızlı hızlı çıkarken insanlar Rabbin evinden sona kalıp en arkadan çıkıyoruz yine
Ellerinde pabuçların beklerken görmek seni,
Lügati Aşk olan senin dilinden şiirler şükürler söyletiyor sevgilim
Eğilip önüne bağlamak iste bu bağcıkları kanat açıp sonsuza uçmak bende
Gözlerin doğuyor avluya birden, serserice omzuma atıp kolunu çekip var ediyorsun bu âlemde beni kendinde, sokaklarda sen baktıkça görüyor sen duydukça ses oluyorum
Seni sevmenin huzuruyla yürüyorum
Manavdan meyve seçişini
Çocuklara selam vermeni
Nerde bir nemli yürek görsen tebessüm edişini
Her şeyini
İzlerken seni sevgilim
Topraktan can bulmuş nimete ellerinle tat vermene
Çocuk gözlerde açtırdığın çiçeklere
Nemli gözlerin yüreğine verdiği tebessüme
Hayranlık duyup
Şiirler doluyor yüreğimde Sevgilim
Şiirler bıraktık sevgilim gölgesi kendisi olan şehre bir akşamüstü
Sevda ektik seninle
Dudağımızda hiç bitmeyecek bir şarkı tutturduk
Abdestli isyan etmenin yollarını arayan delilerden olduk yeniden seninle
Dans etmek bilirim bu sokaklarda şiir bakan gözlerinin sesiyle
Koşmak bilirim yağmurun ardından ellerinle
Şiirler öğrenirim yüreğinden sevgilim
Ve hepsine
Huzura varıp hamd edebilmeyi bilirim
Sevgilim seninle yüreğime bir ömür düştü
Gözlerim gözlerinin ışığında gören
Dilim yüreğinin şiirlerinde çözülen
Sevgilim
Şiir fabrikası yüreğinden tüten kokunun peşine düşüp bir akşamüstü
Bıraktım kendimi senli şiirlere
Bir sofra vaktiydi olup bitenler sevgilim
Gönül sandığımda şiir dolu minderler arardı ellerim
Ruh kuşu gönül bahçene dünya değmesin diye
Cam önlerinde çiçek arardı gözlerim
Sen koksun sofram ki senden yayılsın Aşk diye
Her şey bir nefeste oldu sevgilim
Bir anda geldin bir anda kondun pencereme
Sesindi çağıran özlemi
Seni duyup ekmeği kaldırdım sofradan
Şiir derdin ya haydi gel kelime bölüşelim
Geldin diz çöktün ya ey beyaz haberler sahibi
Gönül dinleyelim seninle
Bir kanatlıdan Aşk dilenelim
Çay deminde yazardık ya hayalleri deftere
Özlem içelim seninle vuslat bilelim mi?
Bir tadımlık şu âlemde
Gel emi
Her akşamüstü
Her gün doğumu
Her nefes zamanı
Yeniden gel sevgilim
Rakamların uslanmaz öğrencisiydim
Getirsem kurumuş bir dilek
Sesinle
Saymaklar kadar akıl kaldı
Uçmaklar kadar gönül
Ardiyelerim gizli dehliz
Sorsak adresini daireden
Olmaklar kadar…
Üç merdiven bir evet
Çöküyor geceye ayrılık
Çekiyor sesini benden sokaklar
Göğü giydim desem
Gelmişler kadar gidenleri de sayar mı peron
Vaktiyse şayet
Çocukluğum
Gül kokan banktayım
Gitmekler kaldırımların ucunda
Merak delerken sahiplerinin gözlerini
Dön ve bekle beni
Perde kıpırtısı , camda kadın
Adisyon bakışlarında yerlinin
Üçbin altı yüz elli bilir misin
Çek ipliği kurutmalıklardan desem
Geçerken ellerinde cennet, kör erler
Kanat izinden göçmenin şiirini dinler misin
Rakamların uslanmaz öğrencisiyim
Getirsem bir kurumuş dilek
Sesinle can verir misin
Saymaklar kadar akıl kaldı
Uçakmaklar kadar gönül
Ardiyelerim gizli dehliz
Sorsak adresini daireden
Olmaklar kadar gelir misin
Üç merdiven bir evet
Çöküyor geceye ayrılık
Çekiyor sesini benden sokaklar
Göğü giydim desem
Dur der misin
Gelmişler kadar gidenleri mi sayılır peronların
Vaktiyse şayet
Çocukluğumla kapındayım
Ses sahibi kıl beni
Aklımın sonundayım
Sokağın başından gelen nidadan dökülenlerle başlayacaktım sanki bu şiire
Dağda seyrine daldığımı hatırlatan kanatlı olmasaydı yanı başımda
Tanımlar tek kol aralığı hizadaydı zihnimde
Tek ve bütün domino taşları nispetinde
Bir söylesem bin düşerdi sese
Tan yeri ağarmadan koştum sandım
Koştum dediğime aldırma yinede emeklemekden öte değil çabalar gönül dilinde
Gövdesi alınmış bir şahit bulup diz çöktüm önünde
Onun beni çağırttığını bilenlere selam edelim
Devlet dairleri hafta tatilinde
Şahit, sen, sana divane gönlüm ve tan yeri
Sahi birde şehirden gelen sesler vardı cebimde
Olasıları, olmayasıcaları söylemekten ar diledim
Sükunda kavuştum sözün özüne
Şahit ol diyemedim de tütün sardım seyrinde
Geçelim ey kanatlı bu bahsi sırrım sende kalsın
Korkuları cebimizde çürütelim
Olur alalım göğün sahibinden
Hayal dileyip göğsümüze
Şehre Aşkla inelim
İşittiklerimizi kelam edemesekde
Haydi kanat bileyelim göğe
Sevda çekelim gövdesi çalınmış şahitlikle
Dip diri ölelim aleme
Seninle varalım gölgesine
Üşüyelim yangın yerinde
Geceye dip diri kelimeleri getirmiştim oysa
Ellerimde taşıdığım zerzevat torbasındaki kalbimde
Serserice merdivenden çıkan seslere aldırmayıp
Kapının eşiğinde durup seslenmiştim sen varsın gibi
Buralarda söylenmesi zor sesini çekip sol yanıma öyle gelmiştim
Beni benden taşan hala yabancısı olduğum eve
...
Şimdi yokluğun çınlayınca
İki kadeh şarap diyorum karşımda duran duvara
Alaycı tebessümü canımı sıkıyor anca günah diyor lam diyor mim demiyor
Şu ecnebi icadı bir tek duyguları dondurmayan aletin kapağına sesleniyorum
Hani nerde geçen şiire dalıp yapılan yemeği unuttuğumuz akşamın anısı diyorum
Omuz silkiyor okuma bayramında sona kalmış taşra çocuğu gibi
...
Burada yok bana çare diyorum kapatıyorum dişlileri olan âleme gönlümü
Açılıyor cennet bahçesi hayaller
Sen diyorum
Sevgilim
Ruhuma işlenmiş çiçeğim
Gönlüme konan kanatlı sevincim
Nerde seni söyleyen kelime
Sanmıyorum seni demek istiyorum
Oda olmuyor en olmaz zamanda dolandırmak isteyenlerin eğlencesi oluyorum birden
Hadi diyorum vazgeçme kapat şu âleme gönlünü
Bir rüya anlatıyor içimdeki çocuk saçları örgülü sevgilisine
Prenses diyor bir ara
Hayır hayır
Havva kadar ilk
Meryem kadar zarif diyor çocuk
Çocukları kıskanıyor şu büyük ayna olduğu yere kapaklanıyor
Ona da kızmıyorum seni seyretmedi ki kıskanmasında ne etsin
...
Hiç sevmediğim bir erkek sesiyle ezberimde olan şarkıyı söylerken senin gibi deli bir kız kendimi dünya artığı kapların içinde buluyorum birden
Kaybolsam da tanıdık geliyor bunca hengâme yolumu buluyorum
Son bir nefes hayale
Ne olurdu sanki bir akşam bıraksaydı seni bana beni sana şu canına yandığım dünya deyip tütün soluyorum
...
Olmamış yemeklerin tadı gibi boğazıma sıralanıyor kelimeler
Ellerinden tutup balkona koşuyorum
Yüzüme vuran soğukla bitiyor hayal
Keşke diyorum sözlerinde kanatları olsa gelip konsa pencerene
Sensizliğin akşamında yine ararken sesini kayboluyorum
...
Her şey şu pazardaki teyze yüzünden biliyorum gördüğüm her yeşil seni kokacak sanıyorum
Ellerimde taşıdığım kalbimi sana yollamak varken sevgilim
Yağda kızartıp sofraya sunan dünyaya kafa tutuyorum bu sensiz gecede
...
Sen yine de cam önlerinde kelimelerine iyi bak sevgilim
Bir dilekçe gelir kanadında sevdanın
Çocuk diliyle söyler bendeki seni
Tanrının yolları kestiği bir gecede sana gelmek
Her tanesine söven seyyar birde mora çalan şiir
Severken her hecesini maşuk birde yardıma gelen azrail
Şehrin son sokağında dip diri bir hece
Kimi toprak dedi kimi göklerce dilekçe
Yandıkça yağdı demire her hece
Sığındım bir çift gözle aşktan kaçarken kendime
Sen Aşk olup yağıyordun
Kimse inmiyordu sokaklara
Pusuda bekleyen düşman gibi bakıyor çoğusu
Kadınlar kirlerinden arındığına inanıyordu
Çocuklar rahmet diyordu adına
Adamlar kirlettigin için bineklerini sövüyordu sana
Mandallar bayram ediyordu balkonlarda tutamaç diyordu her damlaya
Kimseler yoktu temiz adımlarda
Korkuyorduk değerse içimize bir aşk eli nerede kuruturduk sahte sevişmeleri
Son günahı duymuş gibi kapatıp gidiyordu kimileri ibadet edilen yeri
Kilitliydi elbet son sığınak
Çünkü çık ve dans et diyordu
duyarsa eğer içindeki senfoniyi
Duymazdı mesaiye yetecek alarmın sesini
Ve öylece reyting sayısı oldular bu gece
Ve
islatamazdi hiç bir derya artık
onların kağıttan gemisini
Oysa mektup yazmak vardı şimdi
Tanrım ne diye yağıyorsun
Aşkını kurutan şehrin aklı ıslanacak
Bunların hepsini bıyıksız bir kedi söyledi
Filizlenmiş dalda asılı duran meryem değil mi
Akan kelimeler kanatlarından gizli bir sandık
Gebe kalmış aynada sesim
İsayla sevişirken kırmızı ayakkabılı güvercin
Sobaya yaklaş duy çarmıhın sesini
Tek bildiği karganın
Tanrım kimden diriliyorsun
Bey çocukları sokaklarda soruyor tılsımla tükenen aşkı
Söğüt gölgesi çoban türküsü
Sevişirken alıyor abdestini dağlı
Yürüdüm ve dirildim
Ölümümden anlaşıldı ibrik tutmadığım
Aşkıyla kıldım ilk intiharımı
Yetmezmiş kafesi çocuğun, gökyüzü çeken iplere
sesinden saçılan uçurtmasında yıldızlar saklı kızın
Durduğu yerde iki aynı gölge
Tanrım artık oraleti yok dükkanların
Şiir demiştim biraz dilekçe biraz aşk biraz bilindik biraz yabancı
Şimdi elmayı göğsümde yeşerten iki mercan saati
Kırıp aynadaki aksimi beni doğuran elleri
Yayılsın sevdanın ilk sözleri
Var aç sen yediden yeniden tüm göğün pencerelerini
Tanrım dükkanlarda oralet olsun
Tanrım yeni bir dil olsun
Tanrım kaynayan kaynakların
Uçurtmamızda yön tayin eden sesin olsun
Ki deldi göğü bir cimcimenin gözleri
Küçüğüm ,
Eşikte karşılarken seni dipdiri ölümler
Eğermiş başını göğe damlalar
Ve söylerken şarkımızı
Mayası tutmamış sözlerinle kanatlılar
Aleve ateş taşır
Yağmura ıslaklık sunarmış
Küçüğüm yaşamlar getiren göğe uzanırmış arzuhal
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.