Kepengi kapalı sokaklarda
Üşümüş güvercin izlerinin yön tayini
Rabbim, şiirin rüyasından ne diyerek dirilmeli
Bütün sevişmeler yarım
İpe can vermiş bebek kirlileri böyle diyordu bir sabah
Sahi bebekler nasıl kirletir ipleri
Çarşafların ucundan çekilmiş bir resim
Kimse bakmadan kötüye çiçeğe can vermek bir resimle
Bir sigara daha sarıyorum gerçeğe
Küllüğüne şeker atıp
Çayın dumanını gönlüne döken arkadaşın
Halini izleyen aynayla sohbette iken
Dışarda sokaklar kalabalık keşfe hazır kaldırımlar
Ansızın bi pazarlık konuşması, kalbini tamire gitmiş binekler ülkesinde
Uzak duraklarda sevgilisi bekleyen kadın, saklanan sevginin sefer saatinde
Hepsine inat gökyüzü bekçisinden bi haber görülen
Hayat serçenin kanadından damlarken asfalta
Kalbinde kaşık gezdiren çocukla sohbette duyulan
Ve hepsini izleyen kanatlılar ülkesinin en narini
Söylenmemiş lügatin alfabesinde izaha muhtaç
Kelimelerin gölgesinde
Esen meltemin alacaklarını tahsil edişine inat
Yere varmakda olan taneciklerin ahenkdaşı vakitler bulmak
Yorgun suskun kaldırımlarda
Göğe kendini uzatmış toprak bekçisi
Taneden rahmet süzen
Rüzgârla eyleşen kolları
Mağrur ve yalnız
Kıyıyı döven dalga yarışları
Yuvaya kanat açan gökyüzü habercilerinin seyri
Asfaltın çığlıkları
Geçip giden zaman
Hepsine şahit gün ve an
Onlarcası gelip giden insan
Güneşin mesai bitimi
Yaşamın sessiz şarkısı
Toprak bekçisi sohbeti söylenen susulan
Nerden varırız göğe
Hangi köşe başı
Suskun hecelerin söylemi
Küfem hayli kalabalık
Buhranım lakayt evrende
İşittiğime inkârım cılız
En olmadık yerdeki irin samimi bende
Aksini görmüş dağlı için
Bol miktarlı hayaller bitimi sandalye
Duvar karalanmış
Zihin cenk yeri
Kelimeler karmaşık dişlerde
Hepsi ne kadar sahte ver emek al beş delikli lira
Ver ruhu al sana himaye
Hepsi yeni işlenmiş cinayet kokusu kadar işte
Sayfalar dolusu izah yitirilmiş çağda cisme
Bütünleşmiş küf dağı bunlar
Hırdavat sesi sözü belki kuru ekmek parası derdi
İhanet iste Rabbe, kulluktan çıkıp âlemde yürüyen bedende
Yine de hepsine tevekkül bir çizen bir çizilen
Sol cenah keşfi korkusuz korkak çocuk sesi
Neydi sahi sözün sahibi ve sesi
Şimdi sen söyle haydi
Dokuz düğüm boynumda görevli bekleyen tek gerçekçi hak sahibi
İçimde sessiz bir devrim
Ellerimde ölü ruh izleri
Kalbim cennet yeşili hayaller bitirimi
Zihnim sinkaflı söz sahibi
Bir çekişme içinde boynumda ilmek
Göğsümde inanç
Göğümde Aşk
Bana görünen bir kabuk
Soğuk güneş gün ve gece
Geçtiğim adreslerde
Gövdesi sobalara hediye
Gökten inen bir damla
Her şeyi öylece
İşte hakikat
Kökleri kalmış bir gövde
Taki Gül kokan bir gönülden
Duyduğum sese kadardı bu kör ebe
Sandalye ucunda sakladım son damgayı
Yetişmek vardı yağmurlara ve geç kalmış ocağa ateş
İçimde toy yeri
Ne büyük kelimeler ki eziyor çiçekleri
İnsanlar vardı caddeler dolu
Tanrılar vardı pazar ayinleri cuma selalari
Yaşamlar vardı gökyüzü cümbüş
Kahve kokusuna yazıldı herşey
Zarfın üzerine yazılmasını istediğimiz isim kulağımıza okunanla tezat
Avluda görmüştüm onlarcası taşıyordu gerçeği yurtlarına
Ve nesli ademin inmiyordu ocaklarına
Tanrım sen yağmamıs tanelerinde Rabbisin
Nedir tanzimat çığlıkları en derinlerimde
Nerden kovulur nereye varır bu rüzgar
Dilemek ve dilenmek senin ölçünde
Verdin mi adem diye
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.