Kelimelerle dokunuyor tenime kum saati
Hayalimde ne çok yürüdüm bu kanat izlerini, yön tayini beklemeden güzelliğine ikram göğsüme serilmiş şiirler birde sulanacak yerler
Suyun bile sesi var, ateşe hükmeden
Neyle girilir bu dehlizeki hayallerin ortasında bağırıyor kaptan
Vira ,
Soluna düşmüş biri, gözlerinden ak kanlar akan
Hangi yaprağa emanet etsin ki sesini
Kelimesiz uyusun içindeki dirilmiş hiç kişi
Gölgesinden çiller çağırıyor beni
İki yönüne çiçekler çizilmiş banknotlar dolu elleri
Nasılda az boyu, boynunda dünyadan iri gerçekleri
Koşup yetişse dumanı dağılan günlere ki
Abdestini bozuyor yelkovan her iniltide
Kaptan suskun
Cenk taburu tam hiç kişi
Karşıda sesleri ve cesetleri ne çok yok kişi
Çocuk dalgın
Üç kez vardım bu vakitte, ne çok susamış gözleri
Üstümüzde dönüyor bu alemin gerçek sahipleri
Küçük parmağım olmaz bu iş böyle dedi, yazılı bir mektuba söylerken gerçekleri
Hangi borozan bölecek bu cemreyi cengin tam kenar yeri
Gölgeli kelimeler meydanda
Tenime değen seslerle
Kanadından okuyorum tüm dirilere şiirler
Mesai bitimi
Çocuğum çocukça bir dilekçeyle
Tan yeri bölmüş ekmeği
Çeşmede akmıyor sevdanın rengi
Haydi göğsünde ısla, gözlerinle böl, kelimelerinle bölüş dilekçemi
Çocuk işçi, Arzuhalci
Taşlara papatya çizmeyi öğrenmeli
Kaldırıma nereden başlanır bilmiyorum
Ortasından yürürken köşelere düşüyor gölgem
Üç hal buluyorum bekareti karşısında sabahın
Bulmak demişken çiçek yaprakları hangi yöne düşüyor,
İrini cebinde taşıyan annesinde süt, helalin de yoğurt arayan erler bunu neden bilmezler
Yansıma, kaynak, yansıyan
Henüz karışmadı tanrı bilekleri şehir sokaklarına ondan mı cesareti ikinci harfi yazıp birinci harfi sonradan yazan kaynağın
Değiyor ve süzülüyor yansıyan
Kör sevişmiş yuvaların çekili kepenkleri ağlayan duvarlarına
Hal bulmak için açmış bir adem tüm duvarlarını
Fabrika işi, işlenmiş çiçekler koruyor gözlerden haneyi, kaynak deyince değişken bir ses oluyor
Fabrikalarda hayal edilmeyen renklerle
Ne de Latif yağıyor
Kaynağın dokunuşu yansıyana sura üflemekle görevli meleğimi çağırtıyor ne, içinden yağmurlar geçiyor pervazlarda sevişen kumruların
Yansıma kirli ve temiz, iyi ve kötü terazi koymadan ne de misafir sever
Tüm olup biteni söylemeye çalışmadan göğe geri dönen toprak gibi resmediyor alemi
Alem ki içinde cevheri ademin
Yakıcılığından bahsedecek kimileri az sonraları
Bugün nefes almayı unutmasınlar diye
Fabrika dumanları kirletmeyecek içimizi, yuvalarda makine sesli kadınlar bağıracak, yenisini işlemeyecek insan çiçekli cam örtülerinin
Ve bilmeyecek kimseler kelimeden çalınmamış unutulmuş harflerin hangi gölgeye ikram edildiğini
Yasal takibe düşmüş gölgesi ile bir adem
Kaynaktan kaynayan yaşam seslerine susuyor delice
Kısrak kozalak kızıl deryada gezip dursun
Yaprak saçıyor zemheriye üç kollu kedi
Köylü kum saatine bakıp
Veresiye yazdırıyor gönül defterine
Bilmediği o kelimeyi
Şehre intikam yolunda oğlak sesleri
Kırklara karışmış kırk geceyi kırk gündüzle terbiye ettim
Ne büyük kelime terbiye
Kırıklarımdan çıkan sesi bastırsın diye tahtalar sarıyorum
Leğenler bile dikilirdi büyüdüğüm evde
Şimdi sızan gölgemi neyle dikerim bilmiyorum
Toprakta durak semere göz koyup gözden düşünce sarmışlardı ilk kez solumu
Sonra bedenlerin sarıldığı gördüm uçsuz veda bezleriyle
Bir ara cebi olmasın dünyanın dediler giydirdiler gömlekleri
Işık sızmıyor içeri, her şey tastamam şehir olanca hikmetiyle gizliyor beni
Şimdi bu kırık iniltileri neyin nesi
Beni ateşe çağıran donmuş dalların uğultusunda duyuyorum ilk sesimi
İzler yok, değersen dokunulmamış toprağa ateşten medet yağdırsın yok eden kelimeleri aynaya
Bu sis dilsiz ediyor yüreğimi
Alfabelerden çıkan yön tabelalarını kabule el vermiyor arzuhalci halim
Ki, şiir divanına ulaşırsa hiçliğim
Musayı beklemeden dağılır gözümdeki irin yüklü dağlarım
Aklım erseydi semerin üstünde mi beklerdim
Kanat çarpmış küheylanların gölgesi yağarken yüzüme
Yamaç bir bahçede bu semerden düştüm diye inlemezdi gençliğim
Ermedi dönenmesinden döngü bulmakta memur olmaktan kaçındığım bu alemin seslerine gönlüm
Ve diledim yakmadan içimdeki kuru kırgın bahçeleri
Çiçek kokuları taşırım her bahar ayrı bin bir hecede
Sonsuza...
Cadde üzerinde kör sokakta son merdivenden inince
Son arzuhalci bu semtte dirilmiş ilk gemi dediler
Bileti yok, kalemi kırık, abdestini tazeliyor kasabalılar
Ve çıktım ruhumun üzerine son kelimelerle
Kendimi okuyorum
Ömür,
giyilen al terlik erler yönünde
Şiir,
Kanat izi melekler yönünde
Nereden seslensek yankısı gönülden duyulur bilinmez
Çeşme başında yıkanmayı bekleyen eller gibi kimi gece
Tohumu toprağa geç attın diyen tanrı gibi sesler
Çiçeğe durmuşlara tezgâhta yer ayıran erler
Ki cemre düşmezse alnıma
Nasıl çizeyim nefesime bin adından saçılan ışığı
Dedi bir çocuk, kirlisi asılı dururken ipte
Yetişebilseydi arzuhalciye
Çevirecekti içini dünya diline
Yaşamayı öğrenirsem
Ölmeyi de öğretir mi yastıktaki izim
Çift çizgili bir yaşamı giyip dalıyorum taşların gölgesine
Libaslar giyer miyiz dirilirken de
İçimden açıyor ovası
İnsan çiçeği buruşturmadan nasıl sarılır ki
Göğsünde kokan gözümde yaş
Gönlümden akan çiçekler için tutulmamış yas
İzi kalmış tuşlarda bir alem
Kim indi yerinden benden önce
Köşeden dönen çocuk iz düşümünde güvercinlerin
Sehpasına diziyor tüccar insan kasları
Bıyıksız kediye yer vermiyor ışıklarda hiç kimse
Çizgiler diyor birisi
Abdesti bozan sokak ortasında bir meşk sesi
Yaşamayı öğrenmeden nasıl dirilir ki
Yetişemedim arzuhalciye
İçimi kim çevirir dünya diline
Tedavülden kaldırılmış yerlerde
Dünyada geçersiz cemrelerce
Şiirse şayet kuş sesleri yetmeli
Bir kadın çizin gökyüzüne
Her şeyi görebilen
Kimseler görmemiş bir kadın
Ihlamurların çiçek açtığı vakitlerde
Beyaz haberlerle gelen
Haydi Aşkın esintisiyle bir kadın çizin
Kum saati içime doluyor çiçeğim
Yurduma çivilenen rengin diyorum
Sesine yakın perde aratmadan dört kollu haydiler besliyor
Çekip sol cenahtan paslı yerleri senli yerlere bırakıyorum
Hazır oysa bir kadeh içinde kir pas nasipsiz lügat
Sen yağıyorsun ya kevser oluyor yollarım
Dakikadan az kalıyor artık
Harman yerinden sesleniyor çekiç
Bırakmıyorum ihtimale
Kum saati seni seviyorum
Saçları yıldızlar süslü bir kız ağladı hiç susmamaya
Şehrin korkakları camlarda
İrin yolları tıkalı sokaklarda yer altı kokular
Son söz damlıyor abdesti bozuk çatıdan
Gök yine kabarıyor lügatlarca
Aşkın gölgesinden kanat çarpıyor birkaçları
Oyundan çağrılmış topraklar göğe gidiyor
Merdiven çoktan hazır
Hırsız kelimeler kahvaltı saatinden
Jelatini sallıyor rüzgâr
Eskiler kayboldular yeniler nerdeler
Şehre gözleri yağdı bir kızın
Köşede bir bilge nine
Baharlar içine dönenlerin türküsü dudağında
Ne razı yardıma ne duaya
Değnek çalıyor kaldırımlara
Müsaade etsin yosunlar
Sar beni kanatlarından
…
Köylün olayım
Sor beni, vursun yüzüme rengin
Eylen hele zaman, söylesem türkümüzü
Vuslat bilmez mor çalmış ellerimden sor
Çiçeklerinden gizli
Yön bilmez hayalin göğüme yaslan öyle sor
Var çekme sesini el et âleme
Dursun yerinde gölgemiz
Adın bilen âlem
Kanat bükmüş yol soruyor
Az ötede yaprak saklıyor senden
Ey can içre
Köylün olayım
Adım sor
Çarşaf satan tüccarlar gibi bak diyorlar
Çarşafları değiştir rüyaları unut
Terli telaşların kör dilencisi gibi yaşa
Hadi len çekip dünyaya, koşuyorum sana
İçimdeki çocukların elinden tutup izliyorum seni
Göğümü değiştiremezler biliyorum
Adın diyorum ey dilekçemin adresi, gönlü gök kokan hasretim
Özlüyor ve seyrine ruhumu işliyorum
Harman yerine çağrılmış bir sabaha koşar gibi gidiyor aklım
Sesin, nerden geliyor ruhuma dileğim
Şu misafir senden midir?
Sorsak söyler mi kentleri
Dilesek getirir mi dilekçemi
Sabaha değil yaşamaya uyanmış gibi yüreğim
Takvimlerin, içinde kendine varmayan geçişlerin sayılarına aldırmadan sesin kokuyor hülyalar rüyalar
Dört harf tek heceden ibaretken sesim
Karışmaktan yapılmış yağmurlar getirmiştin
Terazisi bozuk sokakların rengine çalan
Hepsine isyan cebimde saklarken mendilini
Vakitlerden haber verirdin
El uzat
Dur
Dön
Söyle
Neredesin
Orası ki notaları kalu bela
Sokak başı bayat çay
Tebalaya yazmışlar ismimi
Yasak
Ki çağırdı beni nasılsa gece sabahı
Kapı önleri bayram çocukları
Burası sahiden neresi
Kaçında yaşamın kum tanesi
Bir akşam vakti
Dilekçesiz çiçekli
Adı Yusuf olmuş
Züleyha olmuş
Leyla Mecnun
Ölmeyen Dirilten
Dirildikçe öldüren noksanları
Buralardan ötesinden bir ses bir ışık
Hakkın tecellisi
Var oluş müjdesi
Karanlık duvarlara
Aşk saçan harfleri
Tüm sesleri sağır eden ses
Bilinenleri bilinmez
Bilinmezlere talip olan
Harflerin hecelerin yetersiz
Duadır çaresi
Bir kapı
Bir ses
Susmak ve dua..
Aşk...
Merhamet ey Rab
Aşk ey Rab
Yalnızca Aşk
Tariften öte izaha kürek çalmak çapa vurmak sanki
Çölün ortasında bir gemi ne dalgası ne eri
Götürmez gönülden öte vuslata hiç bir alın teri
Aşk şehrine yağarken ellerinden
Mektepde Elif Lam Mim
Sofrada tanımsız cisim
Aynada dilekçe sesleri
Adem tarlada arıyor
İki yaşam arası Havva'dan gelen sesi
Gökten dolduruyor ibriğini sevgili
İkindi ayininde çamurdan laaa sesleri
Beni bağışlama tanrım
Şehrin sokaklarında seviştim geceyle
Meryemi söğüt gölgesinde sordum
La dedi kuzeyde senden asılı duran
Yetinmedim sordum, ürkekçe bakanlardan fısıltılar
Sarhoş ışıklardan karanlıklar
Az daha yukardadır isa dediler ,doğurganlar ölüler, kaluda belalar
En iyisimi konuş benimle
Yahut al elimden kalemi
Soğuk döşeklerden peydahlarken kendimi
Avluda buldum gölgemi
Selamı vermeden tüketmedim elbet
Son sefer ilk durak
Doğunca Aşk yeniden yaşamak
Üç merdiven çıktı cesetim üstünde son çırak
...
Beni bağışla yada Tanrım
Ateşimi rüzgara sen diye saldım
Harf nedir bilmez iken heceyi eritecek ateşin keşfine daldım
Bu bahçede çiçekler
Göğsümde açan alfabe den arzuhaller
Sen beni bilmez misin Tanrım
Rahle rahle anlatıyordu kum saati
Çamura değmek istersen çevir gönlünü der gibi , toprak ve sen
Yetmiyordu elbet erişmek için eriyen hecenin şavkına elimdeki gök izi
Daha başka sancılarıda var harflerin
Karıncaya değen ateş topu
Mevsimi doğuran masumiyet
Esen ama susmayan, harfin başlattığı yangın
Dökülürsede kumdan geçmiyordu yaşamın izi
Yaşamaktan yapılmış bir ses
İçimde sırasız alfabe
Ruhuma dökülen çok sesli dilekçe
La dan kalu ya başlayan
Yeni bir lisan ile
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.