Işıltılı kaldırım taşlarından
Kompozit çehreli varlıklardan
Varlığına anlam bulamayanlar dan
Caddelerinde kölelik veznesi olmayan
Birbirine benzemek için yarışanların olmadığı
Ahenkle yaşamayı şiar edinenlerin coğrafyası
"İnsan varlıkların en üstünü sözüm ona insan"
Kendilerine dayatılan sunulan örneklere modellere benzemek için yarışan insanların topluluğu
Metropoller şehirler caddeler
Kim olduğunu sorgulamadan
kimliğini ve benliğini bilmeden adına yaşam dedikleri bir hengâmenin içinde dönüp duran onlarca sözüm ona insan
İnandıkları uğruna yaşadığını iddia eden kimi modern kimi marjinal kimi gelenekçi onlarca varlık nefes alıp veriyor
Her şey bir çalar saatin bir alarmın müdürün öğretmenin amirin vs .. Kişinin nesnenin elinde
Ay sonu ve aybaşı yapılan hesaplar
Ticaretler dersler görevler mesailer koşturmacalar
Kendine ait olmayan hedefler
Hayaller amaçlar uğraşlar
Sahte sevdalar sahte sözcükler sahte insanlar
Sahte şehirler
Metropoller
Ve İnsan Denen varlıklar
Sahi İnsan kime nedir ?
İnsan nedir ?
Ne diyor şair;
Halk Aşksızsa caddeler banka dükkânlarıyla doludur
Asla ve asla
Metropol varlıklarından olmamak duasıyla
Bir dağın bir köylüsü
Düşen rahmet taneleri
Kimi bir kaldırıma
Kimi bir güvercin kanadına
Kimi bir âdemoğlunun saçlarına
Yağ ey yağmur sen hep yağ
Öfkemizi acımızı dindir
Anlat bize Hak için toprağa düşmeyi
Anlat bize ey rahmet tanecikleri
Sen hep yağ kabul olan dua gibi
Günahlarımıza tövbe gibi sen, seni göndereni unutan şu insanlığın
Tam üstüne tepesine yağ dökül dokun ki
Olur ya benliğimizden geçip
Hak kapısına bir damla yağmur tanesi olmayı anlar
Belki taşlaşmış gönüllerimiz
Sen hiç durma ey yağmur
Sen hep yağ
Portakal bahçesinde gezinen bir çocuğun şiirdir bu
Portakal bahçesine hiç adım atmayan bir çocuğun olmalı mıydı yoksa
Ruhum gece girdabında uyku ve uyanıklık
Gece ile gündüz
Tanıdık ve yabancı simalardan
Hem muhtaç hem uzak
Şimdi adım atıyor
Böyle midir sahi bir portakal bahçesi
Özlem girdabı mi demeli yoksa
Simdi vakti isyanın
Kul olup isyan etmenin bir mecazi
Dil döküp susmanın
Aşkın ve korkunun
Cellat ve çocuğun yolculuğu
Aşkın ve hak edemeyişin
Simdi boynumda fermanım
Bir öbür odada Anne
Gelip giden akraba
Simdi susmak zamanı mi?
Hayır hayır
Bilirim böyle değildi bu şiir az önce sanki benden milyar yıl uzak konuşan sesim içim böyle söylemedi bu şiiri
Evet simdi
İsyan Özlem
Ve cellat
İşte çocuk
İşte yarım kalmışlık
Özlem dolunca sadece
Özlem solununca
Hayalde bir yeşil Bir de ...
Ey Hak nedir bende ki bu hadsizlik
Ask ve cellat
Bilinmedik görülmedik bir bahçe
Bizlere çizilen resimde köşeler keskin seçilmiş.
Hayat resmi içinde kurulan tiyatronun bir resmi bu, köşeler kimliksiz seçimler sonucu kim olduğunu bilmeyen yabancılar topluluğu oluşan bir tiyatro grubu
Sevişilen bu ev;
Tiyatronun en önemli sesi burası çünkü kim olduğunu bilmeden sevişilen bir yabancıya maruz kalmış bir kalbin sıçraması var bu anda
Gelen getirilen görev edinilen kişi kimdi
Sicil kağıdı gibi sunulmuştu tanışıklık kara kalemde değildi üstelik nizam içinde bir printer çıktısı Kimdi seven sevilen kimdi bu iki yabancıyı bir araya getiren yabancılar kumpanyası ve tiyatronun direkleri çatırdarken nedendi elle destek vermek çabası
Kimdi Romeo ve Juliet
Uzatılan bu buse kimden ödünç kimden çalınmıştı
Hangi ürkek bir güvercin kanadına yabancı bilinçsiz kartalın yara açışıydı bu
Kimlik sorulmuşçasına tanıtılanlar şimdi kiralık bir dairede kiralama ihtiyacı duyulmayacak sokağa atılmış bir tiyatroyu neden oynuyordu bir evde
Ve her şeye rağmen Rab vermişse böyle bir karanlığa en aydınlık sevdayı kim gizleyebilirdi gerçeği Kanat açmak geçiyor içinden yazanın
Bu tiyatroyu kendine yazmanın derdine düşmeden çöpten görevler çıkarmadan gökyüzüne uçup kanatsız Aşkın kanatlarına sığınarak ve toprak bulmak secde edecek hamd için
Karmalaştı ise sözler sevda gerek
Gökte çizili olana bir dilekçeye nasip bir iç çekiş bu
Kiralık olmayan yurtlarda tanıdık ruhlarla sevişilen sabahların özlemiyle
Diz çöktük görünmez ayanlık çizgilerine
Sorgulandı bir miktar fatura sesler içinde
Emek isçisinin çıkardığı makine sesi var kulaklarda
Elde tütün
Ve tam bas parmağımda tenle birleşik tenden ayrı bir aykırı
Ya gönül ya geç kalınmışlık ya gece boyu bir kanepede tüm çaresizlik içinde geceye ve yorgunluğa vücuda teslim olunuş
Birazdan zil çalar haydi der emekçiler emek vermeye
Gönül bastırılır ise güce konulup
Gece boyu yazmak isteyen çaresizin kanepede sızması mı ironi adım mesafesi uzakta Aşk’ın oluşu, dua huzura kabul edilmeyiş mi ?
Nerden yorayım ey gönül seni
Nerden vurayım
Sezai abi demiş biri çıkmış gibi bos bir mezar diye öylesi
Ve simdi elde tütün
Çaresizlik ve çare
Ask ve hayat
Korkular korkusu ve sonsuz Rabbani hayal
Cahit abi ey Ask hadi dağları delelim senin için der öylesi
Simdi Ask vakti olmalıydı çalan zil içilen cay sorulan sual
Aşktan ne uzak
Aldığım lütuf olunan nefes ve kader
Ey Kadın
Sen özlemlerin en güzeli hayallerin en incesi
Vardın yokluk geldi yokluk neymiş Ask neymiş
Ey Rab iste sen ve sana divane isyankâr
Savaşa hazır bi kalple uyanıp nerde ne nasıl duracağını bilmeden geçen bir kaç saat sesi sanki
Güneşin tenime dokunup ısıtmasını beklerken içimdeki sessiz yangını o savaşı eski bi kaç mesajla bi kaç tütün dumanıyla söndürmek dindirmek isterken simdi bi kütüğün üzerinde kaçtığım sis bulutu içinde kendim gibi kör kaldı
Coğrafya
Sisin içinden parlayan sanki dağılınca bunca sis kalkacak tüm sorular kendimde ve yeniden Ve yeniden doğacak sanki içime
Aşk
Tüm dikkatimi dağıtıyor balkondan silkelenen bir şey ve soruluyor kızılıyor sabahın soğuğuna gönlün ateşini bırakmanın belirsizliği
Bi doğum yâda ölüm bilmem benden olan hangi bilmediğim coğrafyada bir bilinmez mucize sayılmayan bir mucizeye gebe yada ses
Bilinmez sebeplerle bir kütüğün üstünde tüm şehirli kimliğiyle köylü çocuk
Dağın köylüsü
Dağdan gelen sisle bulanık
Yere inen çise bi yandan üşütürken sanki rahmet dokunuşuyla serinletiyor bu sessiz büyük cenk sanki son buluyor bu seferlik başka sabaha devrederek kendini böyle böyle hiç olmak mi açılıyor bilinmez bir kapıda bilmem
Yine sisle birlikte Rabbe dua vakti
Mutmainlerden eyle Rab sen onu ve cümle İslam ümmeti
Parmak ve kalp ve tüm seslenişiyle, doğa simdi sus ve bi tütün daha sarıp kaybol diyor sanki Aşk iste orda tüm engellemeye sise sorguya şüpheye soğuğa rağmen yine doğuyor güne
Aşk yok etmiyor var ediyor kendini kendinden olmayanla yokluk çekiştiriyor ve sabah üstüne yağıyor Aşığın beklediği onca vesile ile
Hamd olsun sisler arasından bir sabah daha doğdu
Aşk tüm anlamsız cenklerin suallerin ve seslerin üstüne
Aşka selam olsun
Sabaha sesini esirgemeyen kuşa yere inen çiseye ve gönüllere
Aşk doğuyor yeniden bir sabah doğmuşluğum olan bir eve bahçeye
Bir Kütük üzerinde kentli kendinden kaçarken dağın köylüsü nerde
Dağın karşısında olup perdeler çektiren nedir bize
Geceleri gölgeleri neden görünmez olduğunu iddaa ederler ki
Gündüzlerin karanlık olmadığını kim ispatlayabilir;
Kendine perde çekmiş gönlüne aklına bir insan
Çağın getirdiği hırdavat medeniyetinin kölesi
Kalbine yabancı
Aşkına hem kör hem sağır
Haydi, yarışalım futbol takımlarında üstünlük kuralım bindiğimiz binekler giydiğimiz libaslar gittiğimiz şehirlerle birbirimize
Durmayalım sahte maskeler takip sahteliklerde yeniden kölesi olalım kendimizin
Söz gelimi marjinal olup benzeyelim kara ekranda gördüklerimize
Kaldırımda yürürken ekmek alırken binerken otobüse dik duralım öyle bir duralım ki ay kıskansın bizi
Hırdavat medeniyetinin kölesi olduğumuzu kimseler bilmemeli
Neyi ne için biz olduğumuz için yaptık
Biz kimiz
Solda duran şey sadece bir et parçası öyle mi ?
Duygusal iki söz bir kaç şiir midir?
Ya akıl sadece iyi kariyer bol para makamlı bol tanıdık
Haydi canım sende nedir bu sorular
Elde tornavida bir ceryancı
Kalbine perde çekmiş bir adam
Gece gölgesi düşmüş Aşkın
Sızan bir Aşk geceye ömre
Şimdi bu gece konuşsa insan ; insan lisanı ile duyurmaz mi sözü Rabbe
İşte gece iste şahit
İşte Ask ve köle
Henüz tanışalı bir kaç dakika olmuştu
İsmini biliyor muydum hatırımda yok
Gülümseyen bir çocuğun tebessümünde denk düşmüştü yollarımız, belki bi arayış belki bir kaçışta
Bir buket beyaz güller belirdi birden mekân değişti ve zaman biraz daha tanımış olmalıyım gülümsemesini ve hüznünü tanımış olmalıyım kalbine dokunabilir miyim sözü ses buldu bulunduğumuz ortamda...
Belki edepsiz bir hal geçti iste
Evet simdi nerde anahtarı evinin diye sordu gülümsemesini tanıdığım bindik bir bineğe yol bitimi tanıdığım hatta yaşantımı ve yaşamdaki yaşamsızlığımı sürdüğüm yer
Gezdi tek tek baktı ve inceledi
Vakit biraz daha geçmiş olmalı gülümsemesi islemiş olmalı ve zannım o ki kalbine dokunabilmiş olmalıyım
Bir sabah elinde hüviyeti ile dile geldi gülümsemesi burada bi değişiklik yap beyaz güllerin ve beyaz elbise devlet dairesinden bir onay alalım demiş olmalı
Zaman yine geçti ama bu kez çokça değil bir pencere bir dem bir bardak cay iki dudak izi iki el iki vücut belki tek ruh kimi şair kimi şiir
Ve pencere iste deniz bakmayın sakın havanın haline öyle şen öyle zarif
Postacının önümüze geçmesine izin vermeden alınan devlet dairesinden bir olur değişen kimlik ve aranan kimlik hiçlik ve birlik
Bir daha gelir mi ayni bardaktan dem vurmaya bilmem ki hiç tanımadığım yüzünü göstermeden gülümsemesi için koştuğum tanıdık yabancı olanım
Ve gerçek midir buncası yoksa şizofreni bir serap mı ?
Hepsini geçelim gece yine güne dönmek üzere söz uzun anlam baki kalp baki ya eller ve söz
Susmak mı yahut isyan mi caiz
Şimdi gitmiş olmalı gülümsemesiyle tanıdığım biri
Belki gelir bir köşe başında yine
Bugün kar yağdı ben yeniden mi öldüm ki sahi gelir mi ?
Hepsini geçelim cay soğumasın gönül soğumasın
Aşk ölmesin
Şizofreni bir dilekçe yazmayı öğrenmeden
Azrail gelmesin mi ? ...
Tanışmışlığımız olan bir yarım
Hem tanıyıp hem yabancı olunan
Konuşan susan kaçan seven dua eden düşünen dert eden
Tüm tezatları ayni dakika içinde zihin ve kalp cenginde ele alan
İnsan yarım mıdır bilmem lakin tam olmadığım aşikâr
Yarımlık gerek
Aramak gerek
Cenk gerek
AŞK gerek
Kapı gerek
Dua gerek
Kul gerek
RAB gerek
Velhasıl tanımak gerek bulmak gerek hak iddiasında bulunabilmek için mecnunluk gerek
Biraz türkü bi kaç mısra bir tütün dumanı inci mercan bir kaç damla
AŞK gerek ey Rab AŞK
Yedi tahta altında suallere denk düşmeden gözlerin gerek
Karanlıklardan gölgeliklere
Kanat çırpmak gerek göğe Aşka Rabbe
Hiçlik gerek
Varıp karanlıklardan gölgeli coğrafyalara diz çökmek gerek
Aşkla Rabbe kul olmak gerek
İşte Aşk saçan bir kapı
Güneşin ve Aşkın gölgesi
Beyaz bir haber gerek
Kurtuluş gerek dünyadan
Aşkın Aşk saçan dünyasına
Gölgeliklere hasret
Tanıdığım bir yarım
İnsan sevmeli diyor Cahit abi ve ekliyor sevmez ise zaten insan ; insan mı olur diye
Halkların Aşksız kaldığında caddelerin banka dükkânlarıyla dolu olacağını söylemiş önceleri çok önceleri
Ve yine Ask şiiri yazmak bile sevgisizlik düzenine bir başkaldırı olduğunu ifade etmiş
Cahit abi ve niceleri
Kalp dili ile konuşmayı başarabilenler
Bi şiir bi söz bir türkü
Zamanın getirdiği medeniyet bizden öyle şeyleri alıyor ki bizde yer açıp kendini kabul ettirmek için
Nasıl da yaşıyoruz amma cilalı hırdavat medeniyetinin tam ortasında arayışsız
Aşksız duygusuz kimseniz kendimiz siz
Ne üzücü bi daha çıkıp
Bi sahile inip
Bi kuş duyup konuşamamak tabiatla yaradılışla varlıkla ruhla ne acı
Ne çok acı var
Ne çok ses
Ne çok kelime
Ve ne kadar az anlam
Dudaktan kulağa giden
Kalpten uzak alfabe
İnsan yoldur içine
Adım adım gitmesini bilmeden kaybolan yoldur insan varılanda öpülen el, durulanda bağırılan serzeniş, yoldur yokluğu veren öğreten
Aramak düşer nasibe bazen gidilende durulanda sorulanda
Vakitsizdir yollar coğrafyasız habersiz
Susulur ve düşülür
Issızlığın tam ortasında korkudan çoktur sevinç yolun sonuna değil yoladır niyet
Gökyüzüne çizilmesini istediğin yeryüzünü donattığında durup bir çeşme başında sesleniştir
Yoldur kaybolunan kaybedileni aranan gelip bulan yağan yansıyan yoldadır
Gönlüm yollarda dağlarda
Dağlının dağ görenine ayindir yol
Kendini duymaya yeter
Aşktan bi haber duymaya sormaya söylemeye ve yeni yollara
Allah'ı tatile göndermiş zatlar kümesi bir yanı hiç tanımamışlarda olabilir
Öbür yan Allah'ın adına kelamlar edip cahil kisvelerde afyon kollayanlar kümesi
Pazar sabahı salıncak kurmuş ortasına kümelerin
Şikâyeti Hakka ulaştırmanın bir yolu olmalı salıncak
Akledemeyenlerle, iman edemeyenlerin
İsyan edemeyenlerle, tevekkül edemeyenlerin
Ey Rab seni, kendini, âlemi bilmeden inandım diyenlerle
Kanunlarını bilip ilmine nasip olmuş, iman etmiyorum diyenlerin
Seslerinden korkup da gelmiş
Elinde boyalar yaşamı yeniden yazacak
Gözlerinde uyuşmaya yüz tutmuş acı
Ölüm kokan kaybolmuş sokaklar kadar sessiz dili
Salaya eşlik ediyor güvercin
Salıncak öyle sallıyor âlemi
İzliyor her şeyi
Aklı yorgunlar kalbi yorgunlara kafa tutuyor
Toprak utanıyor sayıdan maaşını ölümden alanlar utanmıyor
Bir çelişki bir soru bir isyan
Adisyon kâğıdı uzatıyor devlet dairelerine uzmanlar
Arsız hesaplar yapıyor tüccarlar
Aklına libas dikmişler bir yanda
Afyon koklayan asalaklar bir yanda
Bacımın namusuna göz dikmiş çağdaşlar bir yanda
Aklını paraya satmış muhafazakârlar öbür yanda
Irk soran mahlûklar, rey peşinde haçlı kafası pislikler, Allah diyerek kandıran yezitler, tekbire kulak tıkayan nasipsizler, putlarından kanun bilen zavallılar, katiller, katillere gölge olmuş sistem bekçileri
Mahşer burası değil midir ki
Gönlümden geçirmeyi öğret ey Rab verdiğin aklıselimi diyor, çürümüş betondan teyemmüme el uzatan analar
Dahası da var bolu beyine yüz tutan kansızlar
Köroğlu söyle yurdun sorar çiçek yürekli analar
Cahit ağabey birde sen
Senin şehrin
Edeler şehri şairlere yuva olan Maraş
Kahraman imamın yurdu
Sokakların arsız ölüm dolu,
Yarışlar dolu arsızca, Rabbin kaydına güvenmeyen ellerinde makine dolaşanlar
Bir taş üstünde selam sana ey Nebi diyor baba, evladına hasret
Kaydediyor âlem ötesi görünmez kâtipler
Kimse utanmıyor
Öbür yanda aş evi kaldırımda, sırtında yazıyor adı utanmazlığın kepçe vuruyor katil oluşuna
Kalbi kara, dilleri kan kokan büyükler konuşuyor yüksekten
Ekranda satılıyor ölüm
Pay peşinde kuklalar
Suçluyuz diyemeyen korkaklar vicdana bastıracak banknot ararken ceplerinden
Az ötede insani sesle, masum gönülle soruyor çocuklar
Reklamı olmayan âlemin, adalet yurdunun, hesabı şaşmayan terazinin
Üstü çizilmiş kayıp haritasını
Salıncak var diyor ellerinde kalem çiçekler çizen biri, sallanır da düşeriz
İnsanlığından düşmüş bir coğrafyada varsın dizlerimizden bilinsin acısı yaşamanın
...
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.