Gün doğar ya hani gecenin karanlığına
Şafak söker ya dağların en ufkundan yeryüzüne doğru
Doğumlar vardır
Yeryüzüne gönüllere evlere yuvalara seslere susuşlara
Öyle bir gün tam da iste
Uçan güvercini kanat çırpan kelebeği yavrusu ile sevişen kediyi görmek için tüm karanlıklara
Aşk aydınlığı doğmuş bir gün
Bir çocuğun matematik problemi çözmesi denli zor
Onu ve yüreğini anlatması bunu yazanın
Lakin iyi ki ...
Göğüme ve göğsüme yazılmışların adıydı kulağına okunan
Mart soğuğunda yanakları al
Siyah bir mantonun içinde gizlenen
Aşk kalbini görmüşlüğün körlüğüydü adım artık
Ne yazsam olmuyor sevdaya dair
Sen adı konmuş ve konamamış tüm özlemlerin sahibesi
Vakit tarifsiz
Aşkın tarifeli özlemleri içinde yazılmış bir kaç kelimeden ibaret olmamalı ve göğe bakalım diyen saire özlemle, gözüm kanat çırpan misafirlerde
Ses sessizlik ve sensizlik
Günün öğlen vaktinde
Birden fazla aklı yok edip deliliğe kanat açmak gibi
Anlamsızlıkların anlamında kaybolup
Sis bütününde güneşi görüp yere düşen çiğ olmak sanki
Bilinen beklenen ya da ansızın
Sorusuz yanıtlarda ve
Sual olunup cevap bulunmayan
Batımlarda doğumlarda
Dikenli ağaçta ötüşen minik kanatlılar hayranlığı
Söylenen söz verilen yeminlerle
Yabancı kentli kimliğinden kaçışla
Aklın ve içgüdünün dağıttı yollardan uzak
Uçurum kenarında varoluşu yeniden anlam katmak ve ebedi olana
Ona...
Yol almak
Göğüme çizilmiş olana
Ihlamur ağacına yaşlanmış bir gencin sözleri olsun dilerim gönül den gelmesini istediğim harfler bütününün
Vakit bilmeden bahşedilmiş bir gücüm olsun dilerdim
Gökyüzüne gözlerimi çevirince
Sol cenahta ne ise geçen
Yansısın isterim çizili olan kadının hemen yanına
Yaslanıp bir ıhlamur ağacına
Duadan öte bir şey isterim
Orda ise görünmeden göstermek
Dokunmadan sarılmak
Söylemeden konuşmak
Duyurmadan seslenmek
O ki bazı vakitler sevda sözleri kapsülle dolu olanlardan iyi gelecek inancına tutunmayı isterim
Yeryüzünün dar geldiği bir ses
Alıp kanatlarına seyri sefa ederken bir gönlü
Bahçede çicek koklarken gördü
Tirtildan kelebeğe nasıl dönerse
Öyle döndü yüzünü sonsuza bir ses
La bitti evvela çoktan geçildi
Kalu kapısında ruhun yaşam sesleri
Zarif bir haykırış tır yüreğim seninle
Kimlik sorulmayan yollardan öğrendiğim
Biraz ekmek biraz şiir
Kaybolduğuma inandırmak isteyen gölgelerin üstüne
Yağan adındır sularda bulduğum varlığım
Can dediysem serde duran
Sel dediysem benden akan
Aşk dediysem göğsüme duran
Bir kanat izinde yaşarmış aslı ile kerem
Adımı bilenler bildiklerinden emin
Veznede sordular diyemedim
Gölgeli bir ömrün serçesi idim
Ahenkli bir şiirin yaşamına geldim
Beyim hayal kahvesine iki kişi
Üstü kalsın bu alemin
Göğü ve hayali bana verin
Doktorada haber vermeyin
Göremez dinç gözleriniz masada duran şiirhaneyi
Ruhuma ömür ömür değen dilekçeli cimcimeyi
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.